17 Haziran 2011 Cuma

Bir Masa(l)da Tanrı'yı soydum‏





Masal
---
Masa
---
Asa
Asa
As
A
As
Asa
Asa
Masa
Duvar karşımda
-Duvarı itmeye çalışıyorum
sanki. Duvarla savaşıyorum.
Duvarı itiyorum, duvarı; kendimi.
Kendime yenilmemek için
Kendimi yeni(li)yorum-
-Yeniden, yine-
..Yine de..
..Yine de..
-Yeniden-
-İnsan bazen hedefi 
tutturamaz, ıskalar ya... 
 ama sonra düğümler çözülür
 sabrettikçe, (ç)aldıkça, dinledikçe, 
anladıkça, savaştıkça, ıskaladıkça,
emekledikçe, yürüdükçe, koştukça,
çalıştıkça, düş(ün)dükçe, işittikçe,
tökezledikçe yeniden kalktıkça
(g)ittikçe, yoruldukça
İnsan
İns
an
lar
An
lar


Bir masaldaydım. 
Masada oturan bir bilge, âsası yanında. 
Âsaya baktım, gülümsedim 
-ağzım hiç kıpırdamadı
bazılarınca gülümsemek bile zayıflıktı-

Bilge yorgun, asmış aklındakileri duvara,
Masa(l)da soluklanmakta.

Geçtim karşısına
gözlerine baktım
Gözleri zaman makinesi
Gözleri kasvetli bir mağaranın resimli duvarı;
İncelense çözülür geçmişin onca sırrı
Gözleri biraz hüzünlü, gözleri affedici, 
Sandım ki bu bilge, 
Şu hep sözü edilen Tanrı. 
-Kafiye olsun diye-.

Ve sandım ki bu yaşlı Tanrı
Bu pek yorgun 
Ve pek sevilmeyen Tanrı
Hiç sarsılmamış, hiç yanılmamış
Zaafsız, zamansız, zayıflıksız doğmuş
Doğduğunda dahi yaşlıymış.
E o zaman neye yorulmuş?

Bunu kendime sorunca, adı yeniden Bilge oldu
Bilge, Tanrı'lıktan kovuldu.

Çıktım masaldan
Rüyadan uyanmak gibi.
Terlemiştim
Kalktım
Daha terlenecek çok şey vardı...

İns-anlar
An'lar içinde
Anlar.

O âsayı aslında ben yarattım
Tanrı çıplak!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder