26 Mart 2013 Salı

Uyurkulak




"Kalpdere'de herkes sarhoş. Polisler Bozkaya'daki merkezde sarı bir forta bindiler. Nur ayağa kalkıyor. Fort yola çıktı. Nur dans etmeye başlıyor. Fort Kalpdere yakınlarında bir koya, terk edilmiş bir sahil gazinosuna yanaştı. Nur, inanılmaz, kıvrak, ihanet gibi, yavaşça kazağını sıyırıyor. Polisler yorgun, şefleri bir sigara yaktı. Nur kazağı sallıyor, sallıyor, yüzünde çapkın bir gülüş, Şadi'ye fırlatıyor. Adnan gözlerini kapatıyor, iç çekiyor. Nur pantolonunun kemerine elini atıyor, burnu küçücük, gözleri dumanlı, ağzı hokka, dudakları parlıyor, kemeri çözüp çıkarıyor. Canan gözlerini kapatıyor, içi buruşuyor. Nur pantolonunu indiriyor, bacakları bembeyaz, eli efsane gibi kıvrılıyor. Oğuz gözlerini kapatıyor, önü sert, içi ateş gibi. Nur sutyenini çözüyor, zarif hareketler, memeler, orta boy, yuvarlacık, uçları pembe, dik, bu kadarı da fazla. Şadi gözlerini kapatıyor, şişeyi kafasına dikiyor, yudum, yudum, yudum ve bağırarak dışarı fırlıyor. Nur omuzlarını silkiyor, giyiniyor, Şadi'nin arkasından gidiyor. Kahpe. Adnan ve Canan ve Oğuz yorgun, acı gelip tekrar yerine yerleşiyor, ama acının anası sikilmiş, geç kalmış öfke, işleri bitmiş, sıkıntı çoktan galip gelmiş, pişmanlık kâr eder mi? Şadi arkasından yetişen Nur'u bir fiskede deviriyor, koşuyor. Şef sigarasını bitirdi, yere attı, eli koluyla adamlarına bir şeyler söyledi, adamları silahların emniyetlerini açtı. Nur geri dönüyor. Oğuz ve Canan kendilerinden geçmiş, yoksun, bozuk, ikisi sessizce çekiliyor. Şadi koştukça koşuyor, ufukta sapsarı bir ışıma, bir fort, şef suratlı bir adam, ona doğru ilerliyor. Nur, Adnan'ın aşk ile çekilmiş erkekliğini ustaca mahmuzluyor. Kahpe. Canan sabaha kadar ağlıyor, içinde bir göz ev, kör.
Şadi geri dönmedi.
Adnan iki hafta sonra mahalleyi terk etti.
Dağıldılar.
Adnan martta bir tepeden cansız indi.
Şadi'yi mayısta astılar.
Oğuz ağustosta kayboldu.
Canan kasımda birden zayıfladı."



(Tol - Murat Uyurkulak)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder